Şeker Ameliyatı

seker-ameliyati

Diyabetli hastaların en büyük hayalidir şeker hastalığından tamamen kurtulmak. Ömür boyu insülin enjeksiyonları, kontrollü beslenme ve egzersiz yapmaya mahkum olan şeker hastaları için artık yeni bir umut kapısı var: şeker ameliyatı.
Özellikle Hindistan, Brezilya ve İtalya’da yaygın olarak uygulanan şeker ameliyatı, ülkemizde Doç. Dr. Alper Çelik tarafından yapılıyor. Tip 2 diyabete sahip olan kişilerde ince bağırsağa müdahale ediliyor. Normalde ince bağırsağın başlangıç kısmında insülin direnç hormonları, sonunda ise insülin duyarlılık hormonları salgılanmaktadır. Söz konusu ameliyat ile bağırsağın baş ve son kısımlarında hormon salgılayan yerler değiştirilerek insülin duyarlılık hormonları aktif hale getirilir. Sonuç olarak kişi tek bir ameliyat ile diyabet, kolesterol, yüksek tansiyon ve kilo fazlalığından kurtulunur.
Ameliyat sonrasında hastaların % 75 – % 98’i arasında değişen bir oranda diyabet sona eriyor veya hayat standardınızı çok daha yükseğe çıkaracak şekilde geriliyor. Doç. Dr. Alper Çelik’in şeker ameliyatı yaptığı hastaları arasında sadece bir kişinin günde bir defa insülin enjeksiyonu aldığını da hatırlatmak isteriz.

www.metabolikcerrahi.com

Diyabet Tedavisi

Kandaki glikoz oranının fazla olması ile ortaya çıkan diyabet hastalığının maalesef henüz kesin bir tedavisi yoktur. Hastalık mutlak süratte takip edilmesi gereken bir rahatsızlık olup, doğru beslenme ve sağlıklı hayat seçimleri ile kişi sağlıklı ve sorunsuz bir yaşama sahip olabilir.
Diyabette dikkat edilmesi gereken en önemli nokta kan şekerinin kontrol altında tutulmasıdır. Bu sebeple karbonhidrat içeren besinlerin aşırı tüketiminden kaçınmalı ve en doğru beslenme programının oluşturulması için doktorunuzla görüşmelisiniz.
Egzersiz de şeker hastalığının kontrol edilmesinde önemli bir rol oynar. Ne kadar sağlıklı beslenirseniz beslenin, egzersiz yapmadığınız takdirde kan şeker oranınızda büyük ihtimalle bir değişiklik olmayacaktır. Dolayısıyla doktorunuzun tavsiyeleri doğrultusunda her gün düzenli olarak egzersiz yapmanız sağlığınız için büyük önem taşır. Diyabetli hastalar için önerilen egzersizler arasında tempolu yürüyüş, koşu, yüzme, yürüyüş, dans, bisiklet ve aerobik gibi aktiviteler vardır.
Doktorunuz vücudunuzun ihtiyaçları, diyabet türü ve diyabetli olduğunuz süre, kan değerleriniz gibi faktörleri değerlendirerek size en uygun diyet ve egzersiz programını belirleyecektir. Bu programa sadık kalmak sağlığınız için büyük önem taşır.

Diyabet Nedir

Diyabet, vücudumuzda kan şekeri oranının yükselmesi ile birlikte oluşan metabolizma rahatsızlıklardan bir tanesidir. Ülkemizde yaklaşık olarak 40 milyon diyabetli hasta olduğu bilinmektedir.

İnsan vücudunun görevlerini yerine getirirken ne kadarlık bir enerji harcadığını bilmemiz, diyabetin nasıl bir hastalık olduğunu anlayabilmemizi sağlayacaktır. İnsan, vücudu için gerekli olan enerjileri yiyeceklerde yer alan karbonhidrat, protein ve yağlardan alır.

Bu besinlerin, vücut sindirim sisteminde yeterli düzeyde parçalandıktan sonra kan dolaşımımıza katılır. Burada yer alan besinlerden en önemlisi ise glikoz adını verdiğimiz basit şekerdir. Glikoz, başta beynimiz olmak üzere tüm vücudumuzun temel enerji kaynaklarından bir tanesidir. Gülukozun, vücudumuza enerji sağlaması için kan dolaşımından ayrılarak vücut hücrelerimizin içerisine girmesi gerekiyor. Bunu ise pankreas ismini verdiğimiz bir organdan salgılanan islülin hormonu ile yapmaktadır.

Pankreastan salgılanan insülin hormonunun artması veya azalması sonucu yeterli etkiyi göstermemesi durumunda kan şekeri yükselerek diyabet ortaya çıkartır.

Diyabet nedir sorusuna cevap olarak sadece kan şekeri yüksekliği demek bu rahatsızlığı oldukça basite almak olacaktır. Çünkü diyabet, zamanında tedavi ve takip isteyen, eğer düzenli olarak tedavi edilmediği takdirde birçok organda çeşitli rahatsızlıklara neden olacaktır.

Diyabet hastalığının belirtileri genellikle yorgunluk, bitkinlik, çok sık idrara çıkma, ciltte kuru kaşıntı, görme bozuklukları ve sürekli acıkma hissi ile birlikte aşırı yemek yeme.

İnsülinin Vücuttaki İşlevi Nedir

İnsülin pankreas organı tarafından üretilen polipeptit yapıda yani protein yapısında kan şekerini düzenleyici bir hormondur. 2 sıralı aminoasit zincirinden oluşur. Ve başlıca görevi kan şekerini hücre içine özellikle kas hücresi, karaciğer, kalp hücresine sokarak enerji olarak kullanılmasını sağlamaktır. primer anabolizan hormon insan vücudunda insülindir. Yani kas dokusunun gelişmesi, yağ dokusunun gelişmesi, kan şekerinin ayarlanması, dokulara glikozun girip enerji olarak kullanılması, günlük aktivitenin devam ettirilmesi konusunda primer olarak etkili olan hormondur. O yüzden insülin eksikliğinde dokulara giden glikoz miktarında azalma ve enerjide azalma, yağ dokusunun enerjiye çevrilmesi nedeniyle yağlarda erime, kas dokusunun enerjiye çevrilmesi gerektiğinden kaslarda erime, erime yok olma dediğimiz katabolizma durumu ortaya çıkar.

İleal İnterpozisyon

İleal interposizyon ismini duyup da ne anlama geldiğini bilmeyenleriniz olabilir. İleal interpozisyon ince bağırsağın son kısmının başlangıç kısmı ile yer değişmesi işlemidir. Bu ameliyatın yapılmasının amacı ise insülin hormonunun salgılanmasına mani olan hormonların devre dışı bırakılıp tekrardan vücudu normal bir şekilde insülin salgılar hale getirmektir. Bu sayede insülin duyarlılığı artırılmış olur. Bu cerrahi müdahale ile sadece ince bağırsağın yeri değiştirilmiyor aynı zamanda da midenin de sol üst dış kısmı da alınıyor. Bunun sebebi sanılanın aksine yer açmak için yapılan bir işlem değildir. Buradaki amaç insülin üretimine mani olan bir hormonun alınması ve insülin direncinin yeniden artırılmasıdır. Bu çıkartılan bölgeden hormon salgılanması amaçlanmaktadır. Bu hormon beyninize mesaj ileterek açlık hissinizin oluşmamasına fayda sağlar ayrıca da hücre içerisindeki insülin direncini artırır. Bu bölgenin alınmasının bir nedeni daha vardır. Eğer cerrahi operasyonda bu bölge alınmazsa hastada mide bulantıları ve gastrit belirtileri görülmektedir. Bu ameliyattan sonra tip 2 diyabet hastaları çok fazla bir zaman yemek yemeseler bile vücutlarındaki ghrelin seviyesi çok düşük seviyelere indiği için açlık hissi yaşamazlar. Bu ameliyatı obezite tedavisi olarak adlandırmak yanlıştır. Buradaki hedef yalnızca vücuttaki hormonel dengeyi yeniden sağlamaktır. Fakat hastalar bu ameliyat sonrasında hızlı bir şekilde kilo verdikleri için böyle bir izlenim oluşmaktadır. Hastalar ileal interpozisyon dan sonra verdikleri kiloları uzun süreler boyunca geri almamaktadırlar.